Her son bir başlangıçtır insan hayatında Ve her başlangıcın bir sonu vardır mutlaka… Hayata gözlerini açtığın o ilk andan başlar bütün başlangıçlar.. Ve bir o kadar hızlı yetişir ardından sonlar… Ağzından anne sözünü çıkarttığın an kaybolur agucuklar… Hanimiş diye başlayan sevmeler yerini Şişini söyle bakayım ısrarlarına bırakır.. Daha ilk adımlarını atarken son bulur bebekliğin… Önce önüne dizilir oyuncaklar Adını Ayşe koyarsın bütün bebeklerinin, daha yeni yeni başlamışken evciliklerin, Artık Ayşe yazma zamanı gelmiştir… Küçülen ayakkabılar, uzayan saclar, dökülen terler… Büyümenin habercisidir. Başlar ve biter…
Bilmezsin sonunla başın nerden başladığını… Hele bir de aşk çalmışsa kapını. Gözlerine örülür sevgilinin hayali Gel de yanma Son bulur kırmızıyı ateş sandığın günler. Uçmak için kanatlara ihtiyaç yoktur. Ve artık sarhoş olmak için rakı şişelerine girmek demodedir. Bulduğunu sandığın an kaybedersin tenine değen sevgiliyi Yanardöner, döner söner sevgi… Güneş arkasına bakmadan gider. Sessiz sedasız tırmanır karanlığa ay. Gündüzün sonunu hazırlayan leyl, sabaha yüz süremeyeceğini bilir. Yine de vazgeçmez zaman, ardında bıraktığı sonlara yeni başlangıçlar eğirir…
Her doğan ölür. Her ölüm yeni bir canın habercisidir. Her canın alnında sonu çizilidir Yarın, bugünün sonu. Bugün, dünün… Dün sonlarımızdan sadece biri Sona yaklaşırken bir yazarın mürekkebi Gözlerimizden eksilmeyen tek şey belki de Umudun rengi… Ne renk sizin ki...
Bilirim sen seversin gezmeyi… Olmadık zamanlarda elimden tutar, Parka sürüklersin beni… En büyük zevkindir salıncakta sallanmak Yanından hiç ayırmadığın solucanın Bir uzayıp bir toplanırken, Sen tutar gömleğinin cebine koyarsın.. Neymiş efendim o da sallanacakmış… Bir solucanla arkadaş olacak kadar çok seversin yaşamayı… O ellerle pamuk şekercinin peşinden koşacak kadar da çocuksundur…
Hani geç oldu desem Uzansam yatağıma tam uyuyorum derken Göz kapaklarımdan sızarsın… Sokak lambasından odama salınan ışıkla evcilleşir O duvar senin bu duvar benim körebe oynarsın… Baktım hava yağmurlu kasvet sarmış her yanımı Taktım teybe Orhan Baba’dan Batsın bu dünyayı.. Şöyle ağız tadıyla ağlayacağım Ne mümkün ! Uzatıp başını usul usul yayılırsın gamzelerime Çocukluğumsun , Kaldırıp atamam seni … Minicik ellerimden geriye kalan en tatlı yansın Zamansız gelişlerinin ardında bıraktığın sebepsiz mutluluklar da olmasa Bilirim çekilmez olur bu dünya…
Ama sen çocukluğum, Bütün iç çekişlerimin önüne örülen kocaman gözlü bensin… Zaman uyuturken beni dizlerinde , ve büyütürken yaşımı.. Sen, hep benim çocukluğumsun… Hani o hiç değişmeyen Bütün tembihlerime rağmen sokakta bulduğu köpeği sahiplenecek kadar cesur, Öldüğünde ağlayacak kadar insan olan.. Ve doğruyu söyleyecek kadar yürekli olan Ve özlediğim Ve kaybetmekten korktuğum Çocuksun Çocukluğumsun…